Yeni bir mahalleye taşındığımda ilk iki hafta her şey harita üzerinden ilerliyor. Market nerede, durak nerede, en yakın fırın hangisi. Bu bilgi işe yarıyor ama mahalleyi tanımak anlamına gelmiyor.
Harita bilgisi ile yaşanmış bilgi
Haritada iki nokta arası dört yüz metre. Yaşanmış hâlinde ise o dört yüz metre öğleden sonra güneşte kalıyor, sabah gölgede oluyor ve akşamüstü kalabalıklaşıyor.
Haritanın söylemediği şeyler, günlük hayatı asıl belirleyenler.
Aynı yoldan farklı saatlerde geçmek
Bir sokağı tanımanın en hızlı yolu, oradan farklı saatlerde geçmek oldu. Sabah yedide, öğlen ikide ve akşam dokuzda aynı sokak üç ayrı yer gibi.
Bir mahalle tek bir görüntü değil; gün içinde tekrar eden bir dizi görüntü.
Alışveriş ilişkiye dönüşünce
Bir yeri gerçekten tanımaya, aynı yerden ikinci kez alışveriş yaptığımda başlıyorum. Manav adımı öğrendiğinde mahalle bir "konum" olmaktan çıkıyor.
Bu yüzden en yakın zinciri değil, biraz daha uzaktaki küçük dükkânı tercih ediyorum. Ekstra yürüyüş, mahalleye bağlanmanın bedeli gibi bir şey.
Kestirmeler
Bir mahalleyi öğrendiğimin işareti, ara sokakları kullanmaya başlamam oluyor. Ana caddeden gitmek yerine avlulardan, geçitlerden.
Kestirmeleri bulmak birkaç ay alıyor ve haritaya sorarak öğrenilmiyor. Sadece kaybolarak öğreniliyor.
Belki de bir yeri tanımak, orada kaybolmayı göze almış olmakla ilgili.
